Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘yağmur’


Gök delindi. İsyan ediyor, ağlıyor, yakarıyor, yalvarıyor. Yanınıza yaklaşıp ayaklarınıza kapanan kadınlar gibi, yaşlı kadınların ağıt yakması gibi, bir derdi var, anlatacak. belli…

Onu, yağmuru dinliyorum bir yandan da arkadan güzel bir müzik çalıyor. Arka tarafta oturmuşum, kitabımı okuyorum bir yandan “Leyleklerin Uçuşu”…

Jean Cristophe Grange, tanışmayı kıl payıyla kaçırdığıma inandığım  yazarlardan biri, evimin dibinde olan Tüyap’a onun geldiği gün gidemeyişim gibi oldukça acıklı bir hikayesi var. Hoş, tanışsam ne diyecektim, onu da bilemiyorum. Ama evde bir sürü kitabı var, hiç değilse birini imzalatabilirdim. Kısmet işte, olmadı.

Leyleklerin Uçuşu’nun da ayrı bir acıklı hikayesi var; evimizin yakınlarındaki ufak bir kitapçıdan almıştım. Zaman zaman kitaplarımı internetten alsam bile bazı kitaplarımı bu ufak kitapçıdan almayı tercih ediyorum, kendimce destek olduğuma inanıyorum. İşte bu kitapçıdan bir heves almışım, hemen başlamışım. Normalde sabahın köründe gözlerini açamadığından hangi servise bineceğini ayırdemeyen ben, serviste okumaya karar vermişim. Henüz sonbahar. Hava cırık bulutlu, ama yağmur bekleniyor.

Sabah çantam(kardeşimin şık ve büyük çantalarından birini almışım, içinde sevgili kitabım.

Ama işte gök delindi o gün, yağmur yağ, yağ, yağ. Çok yağıyor ama güzel de yağıyor… Binbir zahmet bindim servise, düşünceli bir arkadaş sayesinde de ıslanmamışım. Değmeyin keyfime, kuruldum servise, taktım kulaklıkları kulağıma, açtım kitabı okuyorum. Dalmışım sayfalara; yağmurun sesi ninni gibi geliyor.

Sonra GÜM!

İşte bu güm sesiyle kendime geldim, bir baktım suların içindeyiz. Servisimiz yağmurun oluşturduğu gölcüklerden birine saplanmış. Pardon yağmur kardeş, gömüldüğümüz su yağmur değil bizzatihi lağım suyuydu! Sudan çıktım,çıktık, çıkardılar. Pislik içindeyiz. Kitap,çanta, telefon hepsi lağım suğuyla yıkanmış! Önce hastaneye sonra da eve yollandık. Sevgili anneciğim beni o halde görünce sarılmasına rağmen, kapının önünde döktürdü her şeyimi. Kitap, çanta ve bir adet sevdiğim cüzdan çöpü boyladı. Telefonu da kurtardık dezenfekte işlemlerinden sonra. İşte ben o kitabı bir daha alamadım yaklaşık bir sene boyunca, kaldığım yerden sonrasını da merak edip kıvranmama rağmen. Aldıktan sonra da taa en başından başladım. İşte Leyleklerin Uçuşu’nun böyle hüzünlü bir hikayesi vardır bende.

Bırak bu hüzünlü hikayeleri; bize senin başına ne geldi onu anlat derseniz, benim hüzünlü hikayem de başka bir yazıya…

Reklamlar

Read Full Post »