Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘virginia woolf’


Okuyorum okuyorum okuyorum ama sayfalar akıp gitmiyor, insanın içini kemiriyor, sancılı hatta belki de delicesine. Üç sayfa sonra üç yıl geçmiş oabilir garantisini veremiyorum, hatta belki de 30 yıl… Okurken aklınızın uçup kaçtığı bir cümle sizi sayfala sonrasında o cümleye geri dönmeye zorlayabilir. Hani bir replik var ya yaşayan herkesin ağzına sakız olmuş; Ne oldu da biz bu hale geldik… Kahramanlar bir anda size bu soruyu cevaplamanız için baskı yapabilir.  Her şey olabilir, gün geceye dönebilir, gece gündüze devrilebilir,dünya değişmiş kararmış olabilir, neyin ne olacağının hiç belli olmaığı sayfalarda gezinirsiniz okurken

Öyle ki bir an küçük bir çocuğun çorabına dair bir betimleme okurken bir anda kendinizi eski, köhne, yıkılmaya yüz tutmuş, anıların içeride hayalet misali dolaştığı bir evin önünde siz kendinizi hatıralarınızla yüzleşirken bulursunuz…

İntihar etmiş kendisi. Bunu ilk duyduğumda kesin kocası dedim, artık zavallı kadına ne yaptıysa, onun ruhunu ne biçim acıttıysa… Feminizm zaten erkeklerin acımasızlıklarına, hatta odunluklarına karşı doğmuş bir tepki değil mi dedim kendi kendime…Tüm başkaldırılar bir baskıya karşı değil midir?…

Halbuki değilmiş öyle, onun kaldıramadığı, yüreğinin almadığı, ruhunun dayanamadığı savaşlarmış. Savaşlardan kaçmak durumunda olmakmış,kendine ait bir odanın hep varolmasına alışkın bir kadının aslında kendine ait bir yer bulamadığı zamanlarmış durum… bütün güzel şeyleri insanların yok etmeleri…

Şimdi elimde K dergisi , kocasına yazdığı notu okuyorum, ” Tüm mutluluğumu sana borçluyum, ama artık senin hayatını mahvetmeye devam edemem.”

Cebine koyduğu kocaman bir taş. Bu kadar basit işte, kimsei mahvetmemek için

Reklamlar

Read Full Post »


Okuyorum okuyorum okuyorum ama sayfalar akıp gitmiyor, insanın içini kemiriyor, sancılı hatta belki de delicesine. Üç sayfa sonra üç yıl geçmiş oabilir garantisini veremiyorum, hatta belki de 30 yıl… Okurken aklınızın uçup kaçtığı bir cümle sizi sayfala sonrasında o cümleye geri dönmeye zorlayabilir. Hani bir replik var ya yaşayan herkesin ağzına sakız olmuş; Ne oldu da biz bu hale geldik… Kahramanlar bir anda size bu soruyu cevaplamanız için baskı yapabilir.  Her şey olabilir, gün geceye dönebilir, gece gündüze devrilebilir,dünya değişmiş kararmış olabilir, neyin ne olacağının hiç belli olmaığı sayfalarda gezinirsiniz okurken

Öyle ki bir an küçük bir çocuğun çorabına dair bir betimleme okurken bir anda kendinizi eski, köhne, yıkılmaya yüz tutmuş, anıların içeride hayalet misali dolaştığı bir evin önünde siz kendinizi hatıralarınızla yüzleşirken bulursunuz…

İntihar etmiş kendisi. Bunu ilk duyduğumda kesin kocası dedim, artık zavallı kadına ne yaptıysa, onun ruhunu ne biçim acıttıysa… Feminizm zaten erkeklerin acımasızlıklarına, hatta odunluklarına karşı doğmuş bir tepki değil mi dedim kendi kendime…Tüm başkaldırılar bir baskıya karşı değil midir?…

Halbuki değilmiş öyle, onun kaldıramadığı, yüreğinin almadığı, ruhunun dayanamadığı savaşlarmış. Savaşlardan kaçmak durumunda olmakmış,kendine ait bir odanın hep varolmasına alışkın bir kadının aslında kendine ait bir yer bulamadığı zamanlarmış durum… bütün güzel şeyleri insanların yok etmeleri…

Şimdi elimde K dergisi , kocasına yazdığı notu okuyorum, ” Tüm mutluluğumu sana borçluyum, ama artık senin hayatını mahvetmeye devam edemem.”

Cebine koyduğu kocaman bir taş. Bu kadar basit işte, kimsei mahvetmemek için

Read Full Post »


Yıllardır kitap okurum, sürekli okuyorum. Hani kendimi bildim bileli derler ya aynen öyle işte. Hep çevremdeki insanlar tarafından kitap kurdu ilan edildim. Aslında o kadar da çok okumuyorum ama çevremdeki insanlar düzenli okuyucu olmayınca beni de bu şekilde adlandırdılar demek ki.

O kadar okuyorum ama son zamanlarda asıl okumam gerekenleri hep ıskalıyormuşum gibi hisssediyordum. Yeni çıkanlar, çok satanlar, klasikler, çok değerliler, ölmeden önceden okunması gerekenler… ölünce ne işime yarayacaklarsa…

Yeni çıkanları takip etmek başlı başına bir sorun gün geçmiyor ki yeni bir yazar türemesin, hani biz türkler kendimizi az okuyor diye eleştiriyoruz , ki bu çok doğru ama şöyle de bir durum var ki kendi edebiyatımızı bile doğru düzgün tanımıyoruz. Dünya edebiyatı desen o da aynı şekilde. Çok satanlar ise ayrı bir konu aslında hiç bir edebi değeri olmayan, hatta zaman zaman olay örgüsüyle bile insanı kaldıramayacak romanları uzun süre çok satan listelerinde görüyoruz,reklam çağının çocuklarıyız ne de olsa.

Klasiklerin çoğu okunmuş ama çoğunu hatırlamıyorum bile hatta bazılarını ancak ikinci kez okuduğumda ikinci kez okuduğumu fark ediyorum. Tabii ki bir tortu bırakmıştır, farkında olmadan bir birikim yapmışımdır sanıyorum, yani buna şiddetle ve kuvvetle inanmak istiyorum. Okudum ama hatırlamıyorum demek kendi adıma üzücü .

Modern edebiyata gelince onlardan da geri kalmak istemiyor insan. Sonuç olarak bazıları sırf meraktan da olsa okunacak bir sürü kitap var.

Çok şükür ki benim iki tane dostum da okumayı seviyorlar en az benim kadar çok hem de. Baktım ki onlarda aynı durumdan şikayetçiler; okunmayı hak eden asıl kitapları isabet ettirememekten…

Biraz da Jane Austeen kitap kulübünden esinlenerek biz de kendi kitap kulübümüzü kurduk.

Da da da daaa, işte AFE Kitap Kulübü böyle ortaya çıktı.

Seçtiğimiz yazarın seçiğimiz üç kitabını okuyoruz sonrasında ise yazar ve kitapları hakkında tartışıyoruz. Gerçi bu tartışmalar biz üç sabırsız tarafından pek gerçkeştirilemiyor çünkü o okuma sürecimiz boyunca dayanamayıp ağzımızdaki baklaları teker teker çıkartıyoruz. Bir kitap için iki haftalık bir süremiz var, iki hafta çünkü kendi okuma listemiz de var ee bi de işler güçler derken anca yetiyor.

Son zamanlarda biraz aksamış olsa da listemiz şöyle başlamıştı.

1. Franz Kafka

2. Jane Austeen

3. Virginia Wolf

4. Amin Maalouf

5. Peyami Safa

6. Anton Çehov

7. Cengiz Aytmatov

Şu sıralarda listemiz biraz yaz ve benim girmiş olduğum gizli bunalım dolayısıyla aksamış bulunsa da yakın zamanda hatta bu hafta sonu Cengiz Aytmatov’a başlıyoruz.

Listenin devamı şöyle;

8. Stefan Zweig

9. Adalet Ağaoğlu

10. George Orwell

11:Fakir Baykurt

devamı da var listenin, aslına bakarsanız neredeyse önümüzdeki iki yılın okuma planını yapmış bulunmaktayım.

Herkese tavsiye ederim hem çok eğlenceli hem de bu sayede zihin kitaplığıma bir sürü kitabı daha hızlı bir şekilde yerleştirmiş oluyorum.

Bu blogda da neler okuduğumu ara ara paylaşmış olacağım. Şimdi gidip biraz Tess Geritsen okuma zamanı!

Read Full Post »