Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘öylesine’


Dün akşam İskender Pala’nın bir yazısını okudum ve benim de kendimce 2010 değerlendirmesini yapacağımı söylediğimi hatırladım.

Ve başlıyoruz;

2010’un…

En sevdiğim romanı: Katre-i Matem

En çok tavsiye ettiğim seri; Açlık Oyunları

En sevdiğim yazarı: Murat Menteş

Beni en çok çarpan, sarsan romanı, Tavandaki Kukla, Ingvar Ambjörsen

En çok üstünde çalışmak istediğim ;Norveç Edebiyatı

Tekrar tekrar okumak istediğim romanı; Dövüş Kulübü

En çok merak ettiğim yazarı: Alper Canıgüz

Tanışmayı kıl payı kaçırdığım yazar: Jean Cristophe Grange

Okumak isteyip de ama 2010 bitmeden okuyamadığım, içimde kalanlar;

Semerkant-Amin Maalouf

Madam Arthur Bey Bey ve Hayatındaki Herşey – Mine Söğüt

GizliAjans– Alper Canıgüz

Çok fazla kişisel bir liste oldu, ama iki tane deşik sol parmakla bunları yazabildim şimdilik.

Okumam gereken çok şey var ve büyük bir zevkle okuyacağım hepsini:) İşin en güzel tarafı elinde sıcak bir kahveyle okuyacaklarına gömülmek. Bir süre sonra da hepsini sizinle paylaşacağım.

Read Full Post »


Hayal kırıklıklarıyla başlayan bir hafta oldu benim için, haber beklediğim bir yerden, haber gelmeyeceği gerçeğiyle yüzleştim. Üzülmedim de diyemiyorum, ama üzüldüm de diyemiyorum. Hayırlısı demek, bu gibi durumlarda metanetimi korumama yardımcı oluyor.

Yoğun, sürekli koşturduğum ve genelde hiç bir  şeye yetişemediğimi hissettiğim bi hafta geçirdim. Öyle ki neredeyse hiç bir şey okuyamadım, keza yazmak da öyle; günlüğüme bu hafta bir sayfa dahi yazamadım.

Elimde olan kitapları en son saymıştım, Gece Güzelliği’ni bitireyim dedim ama elimde süründü kaldı. Pis mi pis bir huyum var, elimde uzun süre kalan bir kitap oldu mu sinir olurum kitaba da kendime. Halbuki kitabı elime aldığımda ben bunu bir günde bitiririm demiştim, bugün oldu hala okuyacağım. Bitireceğim elbet, kötü bir kitap da değil aslında ama beğenilerimiz çoğu zaman o an ki psikolojimize dayanıyor. Bende bu hafta yılgınlık vardı, okumaktan bile yılmışım gerisini siz düşünün.

Son zamanlarda kitapların içine gömüldüğümden bayağıdır ara vermiştim, Penguen ve Uykusuz haricinde genelde okuduğum dergileri köşeye ayırmışım. Ekim aynın Geo’su var mesela… Hepsini okumadım daha…

Ben de bugün attım kendimi dergilerin içine uzun süredir almadığım NTV Bilim’i, Ntv Tarih’i, Evrim Sümer’in Yüzleşmesini ve Demet Evgar‘ın pozlarını merak ettiğim için Vogue‘u ve Notos’u aldım çantama. Bu aralar farklı kafamı dağıtacak şeylere vermenin yararı olacağını umarak. (Maalesef hafta sonları çok kısa!)

Hepsine kısa kısa göz gezdirdim, içlerinde kaybolmak için sabırsızlanıyorum. NTV Bilim’de yien çok güzel makaleler buldum, hatta biri hakkında bir şeyler yazabileceğimi umut ediyorum. NTV Tarih,Vogue , Notos, çok farklı kulvarda dergiler ama hepsi çok hoş. Bu arada NV Bilim’in editör yazısında İnan Aran ismini farkettim, bu benim düşündüğüm İnan Aran mı emin değilim, ama eğer öylese benim için gerçekten sürpriz olmuş olur.

Bunların haricinde İZ dergisinde gözüm kaldı, yeni sayısı mıydı bilmiyorum ama yine, her zamanki gibi, güzel iş yapmışlar. Fotoğraflara bakarken içim gitti. Fotoğraf çekmesini de, bakmasını da çok özlemişim onu anladım. Fotoğraf aşkı hep içimde olacak, bunu anladım. Bir daha ki sefere kendimi bir yerlere attığımda İZ’i de alacağım. Her biri kolleksiyonluk sayı gibi…

Bir de yeni kitap siparişi verdim, haftaya onlar da gelir. Benim için yeni olan bir sürü yazarın kitaplarını aldım, onlar da gelince başlarım yine okumaya:) onların hakkında yazmaya. Ne de olsa, umduğum yerlerden haber gelmiyor, sevgilim bile yazar olabileceğime tam inanmıyor sanki, belki de bana öyle gelmiştir.

Bu arada kardeşim bugün dedi ki ; abla biz eski evimizdeyken bir dizi vardı onu seyrediyorduk ne güzeldi, cevabım hemen Hayat Ağacı oldu. Sonra aynı anda çok güzeldi dedik, di mi ya ne güzeldi o öyle, yoksa o zamanlarda onu seyretmek mi güzeldi? Ne dersiniz?

Read Full Post »


Güzel şarkıdır vesselam, ekleyeceğim kendisini yazının sonlarına doğru. Dinler dinler daha bir hüzünleniriz. Bazen böyle oluyor işte, bir söz, bir şarkı sözü, bazen bir melodi sanki ruhumu ele geçirmiş de ben farkında değilmişim gibi bir etki bırakıyor, zihnimin içinde kendi özel müzik çalar programında sürekli çalıyor. İşte günün şarkısı da bu! Ne güzel notalardır onlar.

Ne oluyor peki, şöyle oluyor. Hep bu anı yaşamamızdan kaynaklanıyor. Geçmişi düşünüyorsun yaptıklarını, neyin üstünden ne kadar zaman geçmiş, geçmişini kendinle kıyaslıyorsun, hep bu nedenden. Sonra bir bakıyorsun ki o kadar zaman geçmiş, ona şey yapılmış ama sen bunu ortaya döktüğünde mesela bir kağıda… Azıcık bir şey çıkıyor.

Bazen düşünüyorum da bu benim mütevaziliğimden mi kaynaklanıyor, yaptığım şeyleri kendi gözüme bile sokamamdan mı kaynaklanıyor, belki de bana göre az olan başkasına göre çoktur, bu da bir bakış açısıdır…

Anı yaşa saçmalığından bahsedip sizi sıkmak istemezdim, eyy oralara bir yerlere gizlenmiş okur ama şu bir gerçek ki şu an sağlıklıyım, aç değilim, sokakta değilim, ailem var, sevgilim var, en önemlisi inancım var diye düşünsem bu şekilde karamsarlığa kapılmayacağım belki de… Evet, düşünüyoruz sağlık mıyım? Henüz değilim, şimdilik değilim. E ama olur o da bir gün.Ne yapayım…

Read Full Post »

Öğüt


Çocuğum olursa vereceğim öğüt v1: nasıl olsa iş olduğu için yaptığın iş ne olursa olsun bir süre sonra keyif almayacaksın, bari çok geliri olan bir iş bul ki  işinden geriye kalan zamanlardan zevk alıp,mutlu olasın.

Durumun özeti bu, aslında çoğumuzun hayat hikayesi…

Ayrıntılı yazı  çok yakında!

Read Full Post »


Çok hastayım…

Hiç bir şey yapmak istemiyorum, tek istediğim aslında yatağın içine girip uyuyup, sonra uyanıp kitap okumak.

Bugün öyle yapacaktım işte olmadı, bir kaç sayfa okuyabildim sadece. Bazen böyle oluyor işte, karamsarlığa kapılıyor, sanırım hastayken daha çok.

Yarın uyanacağım, iyi olacağım, bir bakacağım her şey daha iyi gözükecek gözüme, kuşlar böcekler çiçekler…

Bu arada bu kış son 1000 yılın en soğuk kışı olacakmış, kendim okumadım, bizzat duydum. Eğer öyleyse şimdiden hazırlık yapmalı, zor bir kış olmaması için. Bol bal, bol pekmez, c vitamini, ekstra sıcacık kıyafetler…

Yazarken bile kendimi iyi hissettim, gidip uyumalı şimdi

Read Full Post »


Yok muydu?

Vardı…

Bunu niye aldın o zaman?

Bulunsun diye, daha ciddi geldi… hem başka yerlerde yayınlanan yazılarımı burada toplarım diye düşümüştüm.

İtiraf et az buçuk megolamansın, isminle alıyorsun üstelik.

E..vet…

Read Full Post »