Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘onur caymaz’


Geçen seneden bir karar aldım, okul misali kendimi eğitiyorum: okuyorum, yazıyorum. Bir sürü kitap, bir sürü yazar. Hepsinden öğreneceğim çok şey var, kötüsünden de iyisisinden de. Bazen bir defter buluyorum, yazdıklarıma bakıyorum, tepkim aa ne kadar kötüymüş oluyor, ama bazen de bir yazıma bakıyorum güzelmiş; kalemim bayağı gelişmiş diyorum. O yazıları bugünkü yazılarımla karşılaştırır, tutunacağım ufak bir güzellik görürsem mutlu olurum, ama oldu ki kötüyse moralim bozulur ilk anda. Daha sonra ise daha sıkı sarılmaya başlarım çalışmaya. Daha çok okurum, daha çok yazarım. Bu döngüde eksik olan bir şey varsa o da gerçek eleştiridir. Bu başka bir yazının konusu.

Ne diyordum, çalışmalarımı da boş bir hırsa dayandırmadım; kararlı, istikrarlı bir şekilde devam ediyorum, edeceğim de.

Kendime kendi çapımda hedefler koydum; haftada bir kitap ve bir yazı, günlük dahi olsa bir yazı yazmak…AFE kitap kulübü de var, blogda okumuş olabilirsiniz. Gerilim romanı meraklısı olan ben, başka türlü okuyacaklarımı toparlayamazdım:)  AFE kitap kulübü sayesinde bir sürü yeni yazarla tanıştım, üstelik her yazarın en az üç kitabını okumuş oluyorum.

 Yılsonu yaklaşıyor, yazdıklarım istediğim kapasiteye, hedeflerime ulaşamamış da olsa okuduklarımdan biraz biraz memnumum. Henüz okumadığım yazarlar listem var, oraya koyduğum tikler ya da okuduklarım hakkında yazdığım küçük notlar, yazılar beni mutlu ediyor. Ben de yılsonunun yaklaşması vesileyle kendime göre bir kontrol yaptım, bu sene içinde şubattan itibaren  ellibeş kitap okumuşum. Bence oldukça iyi bir rakam… Rakamın yanı sıra okuduğum yazarlara da bakıyorum, hiç de yenilir yutulur yazarlar değil.

Kasım ayını tek başına değerlendirirsem , sadece bu ay 9 kitap bitirmişim. (Evet, övünüyorum) Ama kötü olan bir şey var o da benim açgözlülüğüm. Aynı anda bir sürü kitabı okumak istiyorum. Şimdi de elimde Onur Caymaz’ın Gece Güzelliği, Stephan Zweig’in Satranç‘ı ve Chuck Palahniuk’un Dövüş Kulübü var.  Hepsini okumak istiyorum, hepsini… İşte bu, bazen insanı yoruyor, dün bir arkadaım kitapları okurken sıyırma dedi, ee haksız da sayılmaz aslında:)

Kendime kocaman bir dünya yaptım kitaplardan ve daha çok yolum var, biliyorum o yüzden çalışmaya devam, ama açgözlülük kötü birşey. Bu bir gerçek.

Read Full Post »


Bugün Tüyap Kitap Fuarı’na gittim. Çok yoğun(!) programımdan dolayı ancak bugün fırsat bulabildim. Fuarlar daha doğrusu kitap fuarları beni çok mutlu ediyor, kitapların olduğu ortamda bulunmak bile yetiyor. Yeter ki o ortamda bulunabileyim. Kendimden geçmişçesine o standdan bu standa gittim durdum. Çok da güzel kitaplar aldım, hepsini okumak için sabırsızlanıyorum.

Geçen seneki fuara arkadaşlarımla gidememiştim sebebini o zamanlar bilemediğim rahatsızlığımdan dolayı, ailemle yine son günü, n’olluuur beni fuara götürün diye yalvararak gitmiştim. O yüzden bu sene sağlıklı bir şekilde gitmek beni daha da mutlu etti, geçen senenin acısını çıkarırcasına dolaştım.

Fuar’dan notlar;

* Önceki senelerden çok daha geniş bir alan yayılmış fuar, bu yüzden kalabalık olmasına rağmen ben sereserpe gezdiğimi söyleyebilirim. Eskiden adım adım gezerdim ve çok zaman kayberdim. Bu sene kendim yönettim fuarda geçirdiğim zamanı ve verimli geçtiğini düşünüyorum.

*Sahaflar da stand açmış, daha önceden yoktu sanırım. Gayet hoş olmuş, eski kitap, dergi, kartpostal meraklıları için kaçırılmayacak bir fırsatmış. Geç oldu tabii , fuar bitti:). Gözüme Nazım Hikmet’in kitapları ve bir kaç eski baskı dergi ilişti, birinin kapağında tanımadığım güzel bir kadın “Oyunculuktaki ilk günlerim” demişti. Çok yorgun ve ellerim dolu olduğu için uzaktan izlemekle yetindim.

*Kitap haricinde bir çok stand kurulmuştu, tabi ayrı bir fuar salonunda. Bir stand bantla kapatılmıştı, feminist sosyalist bir grubundu, benim süper hafızam beni yanıltmadı;  adını hatırlayamıyorum.

* Cangençlik’in bloğunu yakından takip ediyorum, hem de zevkle. Standa gittim ama açıkçası diğerlerinden pek bir farkını göremedim, almak istediğim kitaplara bakıp, çıktım. Stand olarak çok şey planlamışlar ama hepsini uygulayamamışlar, kısmet işte, seneye bakacağız.

*Hilmi Yavuz’un söyleşisine denk geldik, ama sanırım iyi ayarlanmamıştı ses düzeni. Tüm sesleri algılayamadım, çabucak ayrıldık oradan.

*April Yayıncılık’ta Jodi Picoult’un kitaplarına baktım alacaktım aslında ama daha az okuduğum ya da hiç okumadığım yazarlara yönelmek istedim. Bu arada standda Cam Çocuk’un çevirmeniyle tanıştım; daha doğrusu o kendini tanıttı, benim ise utangaçlığım tuttu  “Aaa, ne güzel” diyebildim sadece. Pişmanım.

*Jean Cristophe Grange bir önceki gün fuardaydı, ancak benim başka bir programım olduğu için gidemedim, evde bir sürü kitabı vardı… kitap imzalatmak belki çok önemli bir şey değil ama son zamanlarda benim için önem kazanmaya başladı, manevi değeri oluyor. Gerçi tüm kitaplarımın manevi değeri vardır benim için( Eşyalara gereğinden fazla değer verme ve her birine manevi değer yükleme sendromu)

*Bedava Kuran-ı Kerim dağıtan güzel kızlar, yakışıklı çocuklar vardı, meraktan aldım, sonra biraz inceleyince mealden farklı olduğu izlenimini uyandırdı bende. Ahmed Hulusi kimdir, araştırmalıyım ama pek sağlıklı gelmedi; hatta yanlış değerlendirmeler içeriyorsa oldukça tehlikeli. Kitabı bir yere bıraktım. Bir ara İncil dağıtan insanlar vardı, anneme de dün bir kitap vermişler; Müslüman bir kızın nasıl Hristiyan olduğuna dair… İlginç!

Şimdilik aklımda kalanlar bunlar, gelelim aldığım  kitaplara… Bu arada evde kitaplıkta kitap koyacak yerim kalmadı, hepsi yan yatırılmış ve üst üste dizilmiş durumda, annem dalga geçiyor benimle çeyizini tamamlıyorsun diye, beni cevabım: ben üsüme düşen kısmını tamamlıyorum, diğerlerini siz alırsınız oluyor.

Kendime şiir kiabı aldım, ben şiirlere karşı biraz ön yargılıyım. Bilmem neden, böyle bir ön yargı oluşmuş. Ama Birkan Keskin çok başka, bunu biliyorum. Ben de şiir dünyasına bir giriş yaptım. Soğuk Kazı ile… her cümlesi mıhlıyor beni, keşke onun gibi cümleler kurabilsem…

Kirpiklerimin Gölgesi, Şebnem İşigüzel’in son kitabı. Vogue’da yüzleşmesini okumuştum, ondan önce de bir arkadaşım tavsiye etmişti, dayanamadım aldım.

Gece Güzelliği, Onur Caymaz’ın…Bir blogda hakkında bi yazı okudum, bunun üstüne kendisine çok merak ettiğimi, en kısa zamanda okuyacağımı söyledim.

GizliAjans, Alper Canıgüz; kendisiyle tanışmam Murat Menteş sayesinde oldu, merak içindeyim. Türk Edebiyatı atakta diyesim geliyor, güzel yazarlar, güzel kitaplarla tanıştıkça.

Şah&Sultan, İskender Pala. Almayı şu an için düşünmediğim bir kitaptı. Katre-i Matem’i yeni bitirmiştim üstelik. Dayanamadım, kendimi tutamadım.

Dövüş Kulübü, yazarını söylememe gerek var mı bilmiyorum, okumakta geç kaldığım bir kitap. Chuck Palahniuk okuyalım. en son yeraltı edebiyatı okuduğumda sarsılmıştım, bakalım bu sefer ne olacak.

Turkuaz Kitap güzel bir şey yapmış, standında 1TL, 2TL, 3 TL ye kitapları satışa çıkarmış. Oradan da daha önce hiç okumadığım yazarların kitapları aldım, yeni yazarlar keşfetmiş olacağım bu vesile ile.

Yakupyan Apartmanı, Ala El Asvani

Bulutlar Kuramı, Stephane Audeguy

Miguel Sokağı, V. S. Naipaul

Glennkill Bir Koyun Polisiyesi, Leonie Swann

Bu aralar bunların hepsin  tabii ki okuyamayacağım, evde bir sürü kitap birikmiş, bir yandan da AFE kitap kulübünün kitapları devam ediyor. Yani uzun bir süre buralarda olamayacağım, okumakla meşgulüm. Şaka bir yana, fuarın bu seneki bilançosu böyle. Benim caanım kitaplarım.

Read Full Post »