Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘kafatası’


Mucize, Türk Dil Kurumu’na göre insanın aklının alamayacağı olay demek. Peki, size göre mucize ne demek? Rusya’da beş katlı bir binanın tepesinden kar yığınlarının üstüne atlayanların yaralanmaması mı? Ya da vücudunuzdaki oldukça iri bir kanser hücresinden basit bir ameliyatla, diğer organlarınıza sıçramadan kurtulmanız, hatta hayatınızın geri kalanını kemoterapiyle geçirmek yerine normal bir şekilde devam etmeniz mi? Bunlar belki de mucize diyebileceğiniz şeylerden biri değil… Ya da kafatasınızın içine giren, hatta tam olarak beyninizin sol lobundan bir kısmına hasar veren ve gözünüzün akmasını sağlayan bir demir çubuğa rağmen yaşamanız mı?

Phineas Gage, hayatının son zamanlarını sirklerde artık yerinde olmayan sol gözüyle ve beynine saplanmış olan o demir çubukla geçimini sağlıyordu ve “ Mucize Adam” olarak anılıyordu.

Yukarıda saydıklarımın sonuncusu hariç hiç biri belki de gerçek mucize sayılmaz. Ama onun ki bir mucizeydi…

Mucize Adam, Phineas Gage, sirklerde ucube olarak çalışıyordu, insanlara kafatasına saplanan, beyninin sol korteksini parçalayan o demir çubuğu gösterip buna rağmen yaşadım, yaşıyorum diyordu ve anlatıyordu tüm detayları.

Bir demir yolu işçisiydi, sıradan belki de mutlu bir hayatı vardı. Çevresi tarafından sevilen bir insandı. Vermont’ta demiryollarında çalışıyordu. İşi; tren yollarının yapımı için tümseklere, kayalara dinamit yerleştirip onları patlatmaktı.Dikkatli bir çalışandı ve dikkatli olması gerekiyordu.

13 Ekim 1848 yılında, Phineas Gage 25 yaşındayken -belki de sıradan bir gündü 13 Ekim- Phineas Gage bir kaza geçirdi. Her zaman ki gibi tümsekleri düzleştirmek için toprağı kazdı ve dinamitleri yerleştirdi. Bazı kaynaklara göre bir işçi o sırada Gage’in dikkatini dağıttı ve o sırada dinamitler patladı başka bir kaynağa göre ise Gage dinamitlerin üstünü tekrar kumla örterken dinamitler patladı.

Bu kaza sonucunda Phineas Gage’in ölmesi bekleniyordu belki de ama o zaman mucize adam diye anılamazdı değil mi? Phineas Gage ağır yaralanmıştı, kaza anında elinde iş yerinde kullandığı demir bir çubuk Gage’in sol elmacık kemiğinin altından girip kafatasının üst bölümünden çıkmıştı. Ancak Phineas Gage’in baygın bile değildi, bilinci açıktı. Doktora götürülürken hatta beynindeki demir çubuk çıkarılırken de bilinci açıktı. Yarası temizlendi, ancak doktorunu bilincinin açık olması şaşırtıyordu. Phineas Gage’in gözü aktı, yaraları iltihaplandı. Acı çekiyordu. Yara yerindeki enfeksiyon bir süre sonra iyileşti ve Phineas Gage artık hayatına kaldığı yerden devam etmek üzere hazırdı, sol gözü olmasa da. Tıbben iyileştiği kabul edilen Gage, bir süre sonra işine döndü, dönmesine ama sorumluluklarının bilincinde olan Gage yerine işe bir başkası dönmüştü sanki. Hiçbir işi tam olarak yerine getirmeyen, sorumluluktan kaçan, aksi biri haline gelmişti. Doktorlar Gage’in iyileştiğini kabul ediyordu ama ailesi ve arkadaşları Gage’in eski Gage olmadığını söylüyordu. Gaga hastaydı, değişmişti. Hastalığı, Dr Jeykll’ın sonsuza kadar Mr. Hide olarak kalmasıydı.

İşverenleri Gage’in bu davranışlarına tıpkı ailesi gibi anlam veremiyordu ve bir süre sonra Mucize Adam’ımız işten çıkarıldı. Bu bile umurunda değildi onun. Karakteri tamamen değişmişti, umursamaz, vurdumduymaz hatta küfürbaz, kavga yanlısı bir adam olmuştu. Hayatının geri kalanını sefil bir şekilde geçirdi, sirklerde kaza anında kafatasına saplanan çubukla gösteriler yaparak devam etti ve Hiçbir işte tutunamadı ve 37 yaşında ağır epilepsi nöbetleri geçirmeye başladı ve 21 Mayıs 1860 tarihinde öldü.

Kazadan sonrasına geri dönersek; Phineas Gage’in tedavisiyle ve kazadan sonraki süreçle ilgili elimizdeki kaynaklar doktorların notlarından oluşuyor. İlk olarak muayene eden Dr. Edward H. Williams’ın notlarında Gage’in durumu için getirildiğinde bilincinin açık olduğu ve sürekli kafatasına saplanan çubuktan bahsettiğine, Dr. Williams’tan sonra Gage’i muayene eden John Martyn Harlow’un notlarında ise Gage’in kendisini tanıdığı ve durumunun çok kötü olmadığını umduğunu söylediğine rastlıyoruz. Ancak daha sonra Gage’in durumu kötüye gitti ve de açık olan bilinci, düzgün konuşması kayboldu. Sorulan sorulara tek heceli kelimelerle cevap vermeye başladı. Arkadaşları ve ailesi kendilerini Gage’in ölümüne hazırlamaya başladılar, bu durumu kabullenmişlerdi.

Notlara göre, 7 Ekim tarihi Phineas Gage’in sağlığı için bir dönüm noktası oldu. Açıklanamaz bir şekilde sağlığı kendi kendine düzelmeye başladı. Bir ay içinde her geçen gün daha iyiye gitti durumu, artık evine dönmek istiyordu. Fiziksel olarak iyi olduğu düşünülen Gage Kasım ayının sonlarında ailesini yanına gönderildi. Giden kişi fiziksel olarak Gage gibi görünse de aslında kişilik olarak çok farklı biriydi.

Phineas Gage’in geçirdiği bu talihsiz kaza, bilim dünyası için bir kapı araladı. 1866 yılında Harlow Gage’in ailesi ile irtibata geçerek San Fransisco’da Lone Mountaine mezarlığından Gage’in kafatasını çıkardı ve çalışmalarına devam etti. Gage’in kafatasında çubuğun girdiği prefrontal korteksin kişiliğimiz ve davranışlarımızı etkilediği düşünülmeye başlandı. Beynimizin yapısı hakkında hala bilmediğimiz bir sürü şey var ancak bu olaydan sonra beynin aynı zamanda insan kişiliği ve davranışları hakkında etkili olduğu yönünde araştırmalar yapıldı. Malum kafatası halen Harward’da bir tıp kütüphanesinde sergileniyor ve ölümünden 150 yıl sonra dahi bu kafatası ve kaza bilim dünyasının ilgisini çekiyor. Gage’in geçirdiği kaza dijital ortamda yeniden canlandırılarak demir çubuğun tam olarak nereye hasar verdiği belirlendi.

Meraklıları için Antonio Damasio’nun Descartes’in Yanılgısı adlı kitabı tavsiye edilir. Ayrıca tam olarak aynı konuyu içermese de gerilim romanı sevenler için Tess Gerritsen’in Kan Gölü romanı da okunabilir, beyindeki değişimlerin insanların benliğini nasıl değiştirebileceğini, beyinin kalbin iyiliğini dahi yönetebileceğini hatta o iyiliği yok edebileceğini anlatmaya yönelik iyi bir gerilim romanıdır

Read Full Post »


Sanatçıların bir kısmı için “deli mi, dahi mi?” sorusunu sorarız çoğu zaman. İşte Damien Hirst de öyle, bu soruyu kendisi için sordurmayı başarmış biri.

Damien Hirst'in ta kendisi.
Damien Hirst’ün ta kendisi.

7 Haziran 1965 doğumlu İngiliz sanatçı, Young British Artist diye anılan grubun en önemli sanatçısıdır. Young British Artists grubunun “shock tactics” adıyla benimsedikleri şok edici sanat eserleri üreten iki sanatçısından biridir. Aslında Young diye anıldıklarına bakmayın siz, Damien Hirst’ün yaşından da anlaşıldığı gibi çoğu genç değil artık. Grup, Saatchi’nin 1992 tarihli bir sergisinde bu isimle meşhur olduğu için bu şekilde anılıyor. Bunun yanı sıra yaşayan en zengin, eserleri en pahalı, ayrıca sanat camiasının en nefret ettiği sanatçıdır. Biraz fazla mı oldu sanki? Sanmıyorum…

Bristol’de doğan sanatçı babasını hiç tanımamış ve iki kez dükkan soygunculuğundan tutuklanmış. Leeds Sanat ve Tasarım kolejinde okuyan Hirst, daha sonra Goldsmiths, Londra Üniversitesi’nde Güzel Sanatlar bölümünde okumuştur. Uyuşturucu ve alkol sorunları yaşadığını itiraf eden Hirst’ün artık sigara, alkol ve uyuşturucudan uzak durduğu biliniyor. Şu anda görünen, geçmişini geride bıraktığı ve kendine yeni bir hayat kurduğu. Kendisi evli ve iki çocuk babası.

Nedir Damien Hirst’ü bu kadar tartışmalı hale getiren, sanat camiasının sevilmeyen adamı olduğunu iddia ettiren ve aynı zamanda her daim ön plana çıkartan? Tabii ki eserleri! Damien Hirst’ün her yaptığı, sanat camiasında tartışılır.

İşte “Tanrı Aşkına”. 1700’lerde yaşamış olan bir platin kafatası kullanılarak (o kafatasının kalıbı çıkartılarak) hazırlanan bu kafatasının dişleri ise orijinal! 2007 yılında yapılan bu eser pırlantalarla kaplı. Tamı tamına 24 milyon dolarlık malzeme kullanılmış ve 88 milyon dolara satılmış! (Sıfırların çok olmasına alışkın değilim!)

For The Love Of God
For The Love Of God

Bu hala bir sanat eserine ödenmiş en yüksek ücret ünvanını korumakta. Sanırım neden bu kadar tartışmalı hale geldiği anlaşılıyor değil mi? Kimine göre bu belki de saçmalık, kimine göre de sanat eseri… “Sanat”ın ne olduğu hala tartışılırken bu eserlerin de tartışılması oldukça normal bence.

Kaleidoscope-2004
Kaleidoscope-2004

Damien Hirst, kelebekleri, ilaçları, kafataslarını; özellikle de ölmüş hayvanları kullanmayı oldukça seviyor. Eserlerinde ölüm temasını kullanmayı da tabii! Zaten “shock tactics” de aslında vahşi yaşamdan ve tekrar değerlendirilemeyecek malzemelerin kullanılmasıyla oluşan bir olgu.

\

Peki ölmüş hayvanları eserlerinde nasıl kullanıyor Damien Hirst? Cevabı Formaldehit! Formaldehit kısaca, kadavralar bozulmasın diye cesede kan yerine pompalanan kimyasal bir sıvı. Bu sıvı sayesinde cesetler saklanabiliyor, hatta tıp öğrencilerinin öğrenim gördükleri kadavralarda da bu kullanıyor. Ağır bir kokusu bulunan ve kanserojen olan bu madde aynı zamanda hastanelerin kokusunun da nedeni olarak biliniyor.

\

Hirst ölü hayvanları formaldehit içine yatırıp pleksiglas kabinler içinde sergiliyor ve bunlar en çok ilgi çeken daha doğrusu tepki toplayan eserleri oluyor. Özellikle Peta‘nın nefretini kazanmış olduğu kesin.

Ölü hayvan ve formaldehit kullanarak yapmış olduğu çalışmaların en meşhuru yukarıda görmüş olduğunuz köpek balığı; “The Physical Impossiblity of Death in the Mind of Someone Living”. Bu eser 4,3 metrelik bir ölü köpek balığının formaldehit içine yatırılmasından oluşuyor. Aslına bakarsanız yıllardır hayvanları önce avlayıp sonra onları dolduranların yaptıklarına benzer bir iş Hirst’in yaptığı.

Virgin Mother
Virgin Mother

Hirst bu eseri 1991 yılında Saatchi için yaptı. Hirst bu köpek balığını kendisi mi yakaladı? Hayır, tabii ki! Bu köpek balığını yakalaması için Avustralya’da bir balıkçı tutuldu ve balıkçıya “Büyük bir köpek balığı istiyorum, beni rahatça yiyecek kadar büyük bir köpek balığı,” diyen Hirst bu eserini formaldehitten yararlanarak yaptı. “The Physical Impossiblity of Death in the Mind of Someone Living” sanatçının en çok tepki toplayan eserlerinden birisidir. Eseri bir süre sonra çürümeye başlayan Hirst, köpek balığını yenisiyle değiştirdi. İşin ilginç tarafı Hirst, köpekbalığının yenisiyle değiştirme işlemini de sanatının bir parçası olarak görüyor. Bu eseri ayrıca Tate Müzesi’nin Turner ödülüne aday oldu.

İkiye bölünmüş bir inek ve buzağının yine formaldehite yatırılmasından oluşan eseri ve yine çok tepki toplayan bir eseri; “Mother and Child Divided”.

\

Damien Hirst’ün diğer bir “pahalılar” listesindeki eseri ise aşağıda görünen “The Golden Caf” ismini taşıyan eseri.

\

2007 Ağustos ayında 18,6 milyon dolara satılan bu eser formaldehite yatırılan 18 ayar altından boynuzlu bir sığır! Bu kadar işte; bir sığır, bir fanus ve formaldehit! Ve işte karşınızda dünyanın en pahalı eserleri serisi! (Ooops, altın boynuzu es geçtim!)

\

Söylenenlere göre Damien Hirst’ün en çok sevdiği eseri ise A Thousand’s Year: Üstünde sinekler uçuşan yine cam bir fanusa yerleştirilmiş bir inek kafası.

Sanatçının ayrıca Lance Armstrong için bisiklet tasarlamış olduğu da bilinenler arasında.

\

Çalışmalarından birçoğunu kocaman bir asistan ordusuyla ürettiği bilinen Hirst’ün biraz kendini yenilemesi gerektiğini, hayvanları bu şekilde kullanmaması gerektiğini düşünüyorum. Bir süre sonra artık insanların ilgisini kaybedebilir. Tabii bu noktada da Young British Artists hemen devreye girebilir. Bu eserler eğer Hirst imzasını taşımasaydı ve Young British Artist’in yadsınamaz katkıları olmasaydı bu kadar para eder miydi? O da ayrı bir merak konusu.

Beatiful Love
Beatiful Love

Sanatçının resmi web sayfası şu anda aktif olmasa da, Damien Hirst ismini çok yakında daha çok duymaya, eserlerini ise daha çok görmeye hazır olun.

Read Full Post »