Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘gizliajans’


Dün akşam İskender Pala’nın bir yazısını okudum ve benim de kendimce 2010 değerlendirmesini yapacağımı söylediğimi hatırladım.

Ve başlıyoruz;

2010’un…

En sevdiğim romanı: Katre-i Matem

En çok tavsiye ettiğim seri; Açlık Oyunları

En sevdiğim yazarı: Murat Menteş

Beni en çok çarpan, sarsan romanı, Tavandaki Kukla, Ingvar Ambjörsen

En çok üstünde çalışmak istediğim ;Norveç Edebiyatı

Tekrar tekrar okumak istediğim romanı; Dövüş Kulübü

En çok merak ettiğim yazarı: Alper Canıgüz

Tanışmayı kıl payı kaçırdığım yazar: Jean Cristophe Grange

Okumak isteyip de ama 2010 bitmeden okuyamadığım, içimde kalanlar;

Semerkant-Amin Maalouf

Madam Arthur Bey Bey ve Hayatındaki Herşey – Mine Söğüt

GizliAjans– Alper Canıgüz

Çok fazla kişisel bir liste oldu, ama iki tane deşik sol parmakla bunları yazabildim şimdilik.

Okumam gereken çok şey var ve büyük bir zevkle okuyacağım hepsini:) İşin en güzel tarafı elinde sıcak bir kahveyle okuyacaklarına gömülmek. Bir süre sonra da hepsini sizinle paylaşacağım.

Reklamlar

Read Full Post »



Her şey bir gün Murat Menteş’in  Korkma Ben Varım’ını okumamla  başladı. Daha önce yazmıştım  sanırım. Kendisini kitabında Ersin Karabulut  isminin geçmesi vesilesiyle  keşfetmiştim ve bu keşifle (sanki  yeni bir kıta ya da yeni bir canlı  türünü ortaya çıkarmışım gibi  heyecanlı anlatıyorum!) içim ümit  doldu; hem macera, hem gerilim,  hem felsefi, hem de eğlenceli bir  kitap bulmuştum hemde bir Türk  yazardan. Daha ne olsun.

Yıllarca gizli gizli, içten içe  Türk edebiyatımı küçük gördüm, kıvrak değildi, eski dili kullanıyorlardı. Biraz da cahillikten, gençlikten diyelim buna…Dan diye kafama vurdu bu kitap, neler neler yazılabileceğini. Laf aramızda şimdi bir zamanlar bunlar ne biçim kelimeler dediğim sözcüklere hayranlık duyuyorum şimdi.

Sonra Afili Filintalar‘ı takip etmemle Dublorün Dilemması’nı okumaya başlamam bir oldu. Şimdi tüm Afili Filintalar’ı takip etmeye çalışıyorum, öncelik şu an için tabii ki Murat Menteş’e ait.

Yine yazmıştım; kitap fuarında İletişim standında Alper Canıgüz adını görüp dayanamayıp GizliAjans’ı aldım.

Daha önce birkaç yazısı haricinde hiç bir kitabını okumadım ama tahminimce en az Murat Menteş kitapları kadar zevkli olacak okuması.

İnternetteki yorumları okudum, kimleri yere göğe sığdıramamış, kimileri de beğenmemiş Alper Canıgüz’ü hele ilk kitabı Tatlı Rüyalar için sabun köpüğü bile demişler. (Gözlerimle gördüm.) Tabii , bu yorumlar biraz tereddütlü bakmamı sağladı ama aynı zamanda merakımı da kamçıladı.

Ben sondan başlamış oluyorum; ilk okuyacağım kitabı onun son kitabı GizliAjans olacak, bakalım diğer kitaplarını da okumak için sabırsızlanacak mıyım? Yorumlarımı yine yazacağım. Elimdeki kitabı bitirince yeni rotam Alper Canıgüz.

Bu arada ne güzel bir kelimedir , Canıgüz. İnsanın içinde gizli bir hüzün yeşertir.

Read Full Post »


Bugün Tüyap Kitap Fuarı’na gittim. Çok yoğun(!) programımdan dolayı ancak bugün fırsat bulabildim. Fuarlar daha doğrusu kitap fuarları beni çok mutlu ediyor, kitapların olduğu ortamda bulunmak bile yetiyor. Yeter ki o ortamda bulunabileyim. Kendimden geçmişçesine o standdan bu standa gittim durdum. Çok da güzel kitaplar aldım, hepsini okumak için sabırsızlanıyorum.

Geçen seneki fuara arkadaşlarımla gidememiştim sebebini o zamanlar bilemediğim rahatsızlığımdan dolayı, ailemle yine son günü, n’olluuur beni fuara götürün diye yalvararak gitmiştim. O yüzden bu sene sağlıklı bir şekilde gitmek beni daha da mutlu etti, geçen senenin acısını çıkarırcasına dolaştım.

Fuar’dan notlar;

* Önceki senelerden çok daha geniş bir alan yayılmış fuar, bu yüzden kalabalık olmasına rağmen ben sereserpe gezdiğimi söyleyebilirim. Eskiden adım adım gezerdim ve çok zaman kayberdim. Bu sene kendim yönettim fuarda geçirdiğim zamanı ve verimli geçtiğini düşünüyorum.

*Sahaflar da stand açmış, daha önceden yoktu sanırım. Gayet hoş olmuş, eski kitap, dergi, kartpostal meraklıları için kaçırılmayacak bir fırsatmış. Geç oldu tabii , fuar bitti:). Gözüme Nazım Hikmet’in kitapları ve bir kaç eski baskı dergi ilişti, birinin kapağında tanımadığım güzel bir kadın “Oyunculuktaki ilk günlerim” demişti. Çok yorgun ve ellerim dolu olduğu için uzaktan izlemekle yetindim.

*Kitap haricinde bir çok stand kurulmuştu, tabi ayrı bir fuar salonunda. Bir stand bantla kapatılmıştı, feminist sosyalist bir grubundu, benim süper hafızam beni yanıltmadı;  adını hatırlayamıyorum.

* Cangençlik’in bloğunu yakından takip ediyorum, hem de zevkle. Standa gittim ama açıkçası diğerlerinden pek bir farkını göremedim, almak istediğim kitaplara bakıp, çıktım. Stand olarak çok şey planlamışlar ama hepsini uygulayamamışlar, kısmet işte, seneye bakacağız.

*Hilmi Yavuz’un söyleşisine denk geldik, ama sanırım iyi ayarlanmamıştı ses düzeni. Tüm sesleri algılayamadım, çabucak ayrıldık oradan.

*April Yayıncılık’ta Jodi Picoult’un kitaplarına baktım alacaktım aslında ama daha az okuduğum ya da hiç okumadığım yazarlara yönelmek istedim. Bu arada standda Cam Çocuk’un çevirmeniyle tanıştım; daha doğrusu o kendini tanıttı, benim ise utangaçlığım tuttu  “Aaa, ne güzel” diyebildim sadece. Pişmanım.

*Jean Cristophe Grange bir önceki gün fuardaydı, ancak benim başka bir programım olduğu için gidemedim, evde bir sürü kitabı vardı… kitap imzalatmak belki çok önemli bir şey değil ama son zamanlarda benim için önem kazanmaya başladı, manevi değeri oluyor. Gerçi tüm kitaplarımın manevi değeri vardır benim için( Eşyalara gereğinden fazla değer verme ve her birine manevi değer yükleme sendromu)

*Bedava Kuran-ı Kerim dağıtan güzel kızlar, yakışıklı çocuklar vardı, meraktan aldım, sonra biraz inceleyince mealden farklı olduğu izlenimini uyandırdı bende. Ahmed Hulusi kimdir, araştırmalıyım ama pek sağlıklı gelmedi; hatta yanlış değerlendirmeler içeriyorsa oldukça tehlikeli. Kitabı bir yere bıraktım. Bir ara İncil dağıtan insanlar vardı, anneme de dün bir kitap vermişler; Müslüman bir kızın nasıl Hristiyan olduğuna dair… İlginç!

Şimdilik aklımda kalanlar bunlar, gelelim aldığım  kitaplara… Bu arada evde kitaplıkta kitap koyacak yerim kalmadı, hepsi yan yatırılmış ve üst üste dizilmiş durumda, annem dalga geçiyor benimle çeyizini tamamlıyorsun diye, beni cevabım: ben üsüme düşen kısmını tamamlıyorum, diğerlerini siz alırsınız oluyor.

Kendime şiir kiabı aldım, ben şiirlere karşı biraz ön yargılıyım. Bilmem neden, böyle bir ön yargı oluşmuş. Ama Birkan Keskin çok başka, bunu biliyorum. Ben de şiir dünyasına bir giriş yaptım. Soğuk Kazı ile… her cümlesi mıhlıyor beni, keşke onun gibi cümleler kurabilsem…

Kirpiklerimin Gölgesi, Şebnem İşigüzel’in son kitabı. Vogue’da yüzleşmesini okumuştum, ondan önce de bir arkadaşım tavsiye etmişti, dayanamadım aldım.

Gece Güzelliği, Onur Caymaz’ın…Bir blogda hakkında bi yazı okudum, bunun üstüne kendisine çok merak ettiğimi, en kısa zamanda okuyacağımı söyledim.

GizliAjans, Alper Canıgüz; kendisiyle tanışmam Murat Menteş sayesinde oldu, merak içindeyim. Türk Edebiyatı atakta diyesim geliyor, güzel yazarlar, güzel kitaplarla tanıştıkça.

Şah&Sultan, İskender Pala. Almayı şu an için düşünmediğim bir kitaptı. Katre-i Matem’i yeni bitirmiştim üstelik. Dayanamadım, kendimi tutamadım.

Dövüş Kulübü, yazarını söylememe gerek var mı bilmiyorum, okumakta geç kaldığım bir kitap. Chuck Palahniuk okuyalım. en son yeraltı edebiyatı okuduğumda sarsılmıştım, bakalım bu sefer ne olacak.

Turkuaz Kitap güzel bir şey yapmış, standında 1TL, 2TL, 3 TL ye kitapları satışa çıkarmış. Oradan da daha önce hiç okumadığım yazarların kitapları aldım, yeni yazarlar keşfetmiş olacağım bu vesile ile.

Yakupyan Apartmanı, Ala El Asvani

Bulutlar Kuramı, Stephane Audeguy

Miguel Sokağı, V. S. Naipaul

Glennkill Bir Koyun Polisiyesi, Leonie Swann

Bu aralar bunların hepsin  tabii ki okuyamayacağım, evde bir sürü kitap birikmiş, bir yandan da AFE kitap kulübünün kitapları devam ediyor. Yani uzun bir süre buralarda olamayacağım, okumakla meşgulüm. Şaka bir yana, fuarın bu seneki bilançosu böyle. Benim caanım kitaplarım.

Read Full Post »