Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘amin maalouf’


Kısa kısa neler okuduğumdan bahsetmek istiyorum. Daha sonra mümkün oldukça daha uzun, detaylı yazılar yazmak ister deli gonul.

Balayı tatilinde ne olursa olsun muhteşemdir yorumlarını duymuşsunuzdur elbet. Gercekten oyle! Su an oldukça kısa gelen balayı tatilimde yanıma Jane Austeen yerine Mehmet Anıl’ın Forbes Cinayetleri’ni aldığım icin ilk basta azıcık pişman olsam da sonrasında turk edebiyatından gerilim okumak hoş oldu dogrusu. Tabii balayinin rehavetiyle bu kitabi bitirmem oldukça zaman aldı. Deli gibi bir kosturmacanin ardından gercekten tatil yapıyormuş gibi hissettim kendimi. Forbes cinayetleri cok uzun zamandır okumak icin beklediğim bir kitapti. Ancak tam olarak aradığımı bulamadım. Yine de Turk edebiyatında çeşit gormek acısından cok guzeldi.

Bir sonraki kitabım ise AFE kitap kulubü icin okuduğumuz Gabriel Garcia Marquez‘in Kirmizi Pazartesi’ni oldu. Açıkcası benim gibi kendini eğitmek isteyenlerin yapması gereken şey mümkün olduğunca cok yazarın mümkün olduğunca cok eserini okumak. Ama okumak yetmez:)! Yazacaksın da… İste Marquez’in eseri bir yol gösterici benim icin. Kirmizi Pazartesi’nde ölmesi beklenen bir adamın nasil olduğu anlatılıyor. İnsanı detaylarla sıkmadan, yormadan, olağanüstü bir anlatım diliyle…

Sonrasında içimdeki çağrıya karsı koyamayacagimi anlatan bir kitap karşıma çıktım. Bir kitap okudum hayatın değişti demiyorum zaten kuvvetli ihtimal benim anladığımı başka kimse anlamamistir. Bu kitabı tam olarak begenip beğendiğimi söyleyemem ama serinin devamını okumak istediğim gercek. Işık tası serisinin ilk kitabı Suskun Nefer…kitabın kahramanlarından biri, Cesur Paneb zanaatkarlar loncasina girmek ister ama bu ne bir heves ne de bir özenditir. Bu istegi kimse anlamaz, loncanin üyeleri bile… Kulağa biraz komik de gelse yazma istegimi buna benzetiyorum; kimse anlamıyor ama ben karsı koyamiyorum.

20110902-225057.jpg

Daha sonra ise uzun zamandır elimde okuyacağım diye tuttuğum ama bir türlü baslayamadigim Semerkant’a başladım. Eskiden daha asosyal bir insan oldugum icin bir kitaba başladım mı tak diye bitirirdim. Simdi gezmekten eskisi kadar vakit bulamıyorum. Ayrıca bir arkadaşımın dediği gibi cok fazla seyredilecek film, cok fazla gezilecek yer var. Başlamak bitirmenin yarisidir derler ama bu sefer oyle olmadı. Âmin Maalouf cok değerli bir yazar. Hele benim icin daha da değerli bir yazar. Semerkant ise Ömer Hayyam’in dunyasından başlayıp Titanik’de son bulan bir hikaye; bittiğinde elinizde kitapla kalabilirsiniz.

Bayram tatilini fırsat bilip külde kitaplarımdan birine başlayayım dedim. Bu kitap ise serisine bile bile ara verdigim Millenium serisinin 3. kitabı Arı Kovanına Comak Sokan Kız. Stieg Larsson yasasaydı bu başarısı hakkında ne dusunurdu bilmiyorum ama ben her seride hatta her bölümde içimden ne olur ben de boyle seyler yazabileyim diyorum. Lafı cok uzatmadan kitabımın basına donsem iyi olacak:)

20110905-223952.jpg

Read Full Post »


Geçen sene tanıştım Amin Maalouf’la ve kitaplarıyla, bir hastane odasında. Doğu’nun Liimanları bana başka bir anlatım dili, masalsı bir dünya araladı. Tam da o zamanlar en çok ihtiyacım olan şeydi, masallara inanmak.

Sonra zaman geçti, ben AFE kitap kulübünün yazarlar listesine ekledim bu masalcı amcayı. İyi ki de yapmışım. Birbirinden güzel üç kitabı okuduk. Her biri beni ayrı etkiledi; dili, konuları, bugüne kadar okuduğum her şeyden farklıydı. Zaten farklı olması beni çekiyordu kendine. Masalcı diyorum ya; kafamda çarıklı Keloğlan, uçan halının üstünde lambasıyla gezinen Alaaddin geliyor. Iıı ııh, öyle değil etrafınızda uçuşan bir toz bulutu düşünün, sizi içine alıyor, yaşadığınız dünyadan bir anda soyutluyor. Sonra siz o toz bulutunun içinde güneşten uzaktasınız ama üşümüyorsunuz, o kum tanelerinin hepsini hepsini görüyorsunuz ama hiç biri ağzınıza gözünüze girmiyor. Öyle bir dünya ki gerçekten masal gibi…

Çok çaresizdim, ne yapacağımı bilmiyordum. Bir şeyler yazıyordum, beğenmiyordum. Okuyordum, okuduklarım bile beni tatmin etmiyordu. içimde bir şeyler beni kemiriyordu, sevgiye duyulan fazla ihtiyaçtan sevgisizliği, yalnız kalma iseğiyle beraber ilgiyi istiyordum. Anlatamıyorum o zamanları ama buradan bakınca kapana kısılmış fare gibiydim. Sonra Doğu’nun Limanları’nı aldım. Okuyamadım. Hastaydım, hastane odasına götürdüm. Okuyamadım. Hastaneden çıktım, iyiydim, yine okuyamadım. Önce Kafka’nın Dönüşüm’üyle başladım. Kafka; kapana kısılmışların anlatıcısı, kendinden çevresinden yabancılaşanların, bir anda herkesin ne kadar farklı olabileceğini, tüm sırtların nasıl birer birer göze görünür hale geldiğini anlatan yazar. Sonra işte bir uzun süre susuzluktan sonra içtiğiniz bir yudum su gibi geldi Doğu’nun Limanları. Daha sonra ise Afrika’lı Leo, Yüzüncü Ad ve Tanios Kayası’nın kapılarına dayandım. Kitap Kulübü başka yazarlara geçti ama AFE’nin aklında hep Amin Maalouf kaldı.

Beni sıkıştığım kapandan kurtardı, yeni bir dünya araladı. Ufkumu genişletti ve nasıl olduysa çalışma azmimi kamçıladı. Benim de yapabileceğime inandırdı. Eminim, okurlarının üstünde bu şekilde bir etkisi olabileceğini hiç düşünmemiştir.

İşte son bir kaç gündür  yine kapana sıkışmış gibi hissediyorum.  Amin Maalouf’u, onun gözümün önünde çizdiği dünyayı çok özledim. Yine kendime onun sayfalarını liman yapacağım ve Semerkant’ı okuyacağım. Hem belki de  Semerkant’ı anlatan bir yazı bile yazacağım.

Read Full Post »


Dün akşam İskender Pala’nın bir yazısını okudum ve benim de kendimce 2010 değerlendirmesini yapacağımı söylediğimi hatırladım.

Ve başlıyoruz;

2010’un…

En sevdiğim romanı: Katre-i Matem

En çok tavsiye ettiğim seri; Açlık Oyunları

En sevdiğim yazarı: Murat Menteş

Beni en çok çarpan, sarsan romanı, Tavandaki Kukla, Ingvar Ambjörsen

En çok üstünde çalışmak istediğim ;Norveç Edebiyatı

Tekrar tekrar okumak istediğim romanı; Dövüş Kulübü

En çok merak ettiğim yazarı: Alper Canıgüz

Tanışmayı kıl payı kaçırdığım yazar: Jean Cristophe Grange

Okumak isteyip de ama 2010 bitmeden okuyamadığım, içimde kalanlar;

Semerkant-Amin Maalouf

Madam Arthur Bey Bey ve Hayatındaki Herşey – Mine Söğüt

GizliAjans– Alper Canıgüz

Çok fazla kişisel bir liste oldu, ama iki tane deşik sol parmakla bunları yazabildim şimdilik.

Okumam gereken çok şey var ve büyük bir zevkle okuyacağım hepsini:) İşin en güzel tarafı elinde sıcak bir kahveyle okuyacaklarına gömülmek. Bir süre sonra da hepsini sizinle paylaşacağım.

Read Full Post »